Alevi İslam İnancında Kadının Yeri

  • 16 Aralık 2019, Pazartesi

 

Pirini özünde anar

Aşkın küresinde yanar

İnsanlığa ilham sunar

İkrarında durur kadın

 

Noksanlık var diyen ahmak

Bir kendine bir ona bak

Başı açık yalın ayak

Yar yolunda yürür kadın

 

Kâinatın binasıdır

Hakikatin manasıdır

FİGANİ’nin anasıdır

Cansıza can verir kadın

 

Çok sevgili canlar!

Güzel inancımızın güzel insanları! Cümlenizi aşkı muhabbetlerimle canı gönülden saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Bizler iyi biliyoruz ki kadınımızın Alevi İslam inancında yeri çok büyük ve çok önemlidir. Alevi İslam inancında kadın erkek ayrımı yoktur. Bizim ibadetlerimizde, sohbetlerimizde, meclislerimizde ne vardır, Can vardır. Bu meclislerde kişi nefsini tamamen terk edip can olur. İnancımıza göre can olmak ne demektir? Can olmak demek ruh olmaktır, ten olmaktır. Ruh bedenden çıkarsa ne olur; hayat biter, canlılık yok olur. Bu ruh ise hak katına giden cinsiyetsiz bir varlıktır. Hak katında, onun huzurunda ruhlar vardır, işte bu ruh candır ve dolayısıyla da erkek kadın ayrımı yoktur. Bizler ibadetlerimizde, tamamen nefsanî duyguları bıraktığımız için, hakkın huzurunda erenler divanında cinsiyet ayrımı olmaz, olamaz da. Herkes ibadette candır, nefsi olmayan ruhtur. Bizler ikrar verip de dünyaya geliyoruz; elest-i bezminde yani ruhlar âlemindeyken kadın erkek ayrımı var mıydı? Hayır yoktu. İşte bu yüzden, bizim ibadetlerimizde kadın erkek ayrımı olmamıştır ve kadını her zaman erkek ile eşit tutmuşuzdur, hatta erkekten de üstün tuttuğumuz zamanlar olmuştur. Yüce kitabımız kuran buyuruyor ki; “Mümin kadınlarla mümin erkekler kardeştir.” Kadını ibadete almayıp, nefsini yenememiş, akıldan zayıf kişilere bakın Pir Hacı Bektaş Veli ne diyor;

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok

Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde

Alevi inancında esas olan zahiri görüntü değil batıni görüntüdür. Asıl olan karşıdaki insanın önce insan olması, can olmasıdır. Görüyorsunuz ki, ibadetlerimizde kadınlarımız hep biz erkeklerle birlikte olmuştur ve bu böyle de devam edecektir. Kadınları ibadet etmeye engel gören, akıllarına başka şeyleri getiren, kadının elini bile tutmaktan korkan, istediği kadar kadın alabileceğini ve kadını eşya gibi kullanan zihniyet bunu böyle bilsin. Erkeğin dişisi aslan da kadının dişisi aslan değil mi?

İbadetimiz dışında, toplumsal hayatta da kadınımız erkekle aynı eşit statüdedir, özellikle aile hayatında. Peygamberimiz Muhammet Mustafa,Benim ümmetimin en iyi erkekleri kendi kadınına büyüklük taslamayandır, kadınlarına karşı yumuşak ve sevecen olan ve onlara zulüm etmeyenlerdir demiştir. İmam Caferi Sadık hazretleri buyuruyor ki;Evleniniz fakat boşanmayınız. Zira boşanma, gökteki melekleri ve arşı ilahide oturanları titretir. İmamların atası Hz. İmam Ali ise 1400 yıl evvel kadınlara nasıl davranılması gerektiğini bizlere, bakın ne diyor; Kadın, çiçek tabiatlı, çiçek yaratılışlıdır. Her hal ve surette onunla anlaşınız. Kendisiyle iyi, gereği gibi ve makbul görülecek, herkes tarafından beğenilecek bir tarzda yaşayınız. Ona öyle bir hayat arkadaşı olunuz ki, o, yaşamının tadını tatsın.

 

Değerli Canlar!

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa, Şahı MerdanHz. Ali’miz ve İmam-ı Cafer-i Sadık kadınlara nasıl davranılması gerektiğini çok açık şekilde söylemişler. Alevi İslam inancına, yoluna ikrar veren erkeklere bu kişiler örnektir. Aleviyim diyen biri, kadınına da aynı bu insanlar gibi davranmalıdır. Kim ki kadınına kötü davranır, onu incitir Allah’ı incitir, Peygamberi, Ali’yi incitir. Şunu da iyi bilmeliyiz ki kadınını boşayan kişiler yol düşkünüdür. Siz aileler çocuklarınıza aynasınız, siz ne yaparsanız çocuğunuz da aynı şekilde hareket edecektir. Eğer kadınınıza kötü davranırsanız, çocuğunuz da aynı şeyi yapacaktır. Sevgisizliği gören sevgisiz yaşar. Pir Sultan, kadını nasıl yüceltmiş;

 

          Gel benim ey güzel selvi çınarım

           Yüreğime ateş düştü yanarım

           Kıblem sensin, yüzüm sana dönerim

           Mihrabımdır kaşlarının arası

Kadınlarımız anadır, bacıdır. Peygamberleri, nebileri, velileri de doğuran anadır. Babasız çocuk dünyaya gelmiş, ama anasız gelmemiştir. Alevi İslam’ın inancı’nın örnek kadını peygamberin biricik kızı Fatıma Anamızdır. O tarihte kızların diri diri gömüldüğü bir devirde, Fatıma Anamız doğduğu zaman peygamberimiz çok sevinmiş ki her gece yüzünü öpmeden uyumamıştır. Fatıma Anamız sürekli eşi İmam Ali’nin yanında yer almış, kadın olmasına rağmen çok saygı görmüştür. O erdemli, yiğit, fedakâr bir kadın örneğidir.

Tanrı ile Cebrail söyleşirlerken, ileriden bir nur doğar. Cebrail’in gözleri kamaşır:

—Yarabbi, kimdir o?

Yüce Tanrı:

— O, Fatima-i Zehra’dır.

Cebrail:

— Ne güzel yaratmışsın Yarab!

Tanrı:

— Biz O’na cemâlimizden cemâl kattık, nur-u âlâ nurumuzdan yarattık da o güzel oldu.

Fatima-i Zehra yaklaştıkça belirginleşir. Cebrail şaşkınlaşır, sorar:

— O başındaki nedir Yarab?

— O tac-ı devlettir; Muhammed Mustafa’dır.

— O belindeki nedir Yarab?

— O kemerbesttir. Bizim güç simgemiz Ali-el Murteza’dır.

— O kulaklarındaki nelerdir Yarab?

— Onlar şebber-ü şübber’dir. Cennet mekân efendileri olan Hasan ve Hüseyin’dir.

Değerli Canlar!

Ehl-i Beyt, Fatıma Ana’nın etrafında toplanmıştır. Kevser suresindeki Peygamber soyunun kevseridir o. Bâtıni anlamına baktığımızda ana yaratıcıdır, üretkendir, doğurandır, besleyendir, koruyandır, paylaşandır. İşte bunu anlamayan ve kadınına değer vermeyen kişi insanlıktan uzaklaşır ve yolundan da uzaklaşmış. Bir Hak aşığı diyor ki;

 

           Ana başımıza taçtır

           Her derdimize ilaçtır

           Bir evlat mürşit olsa da

           Yine anaya muhtaçtır

 

Tarih boyunca kadınımızı hep el üstünde tuttuk, erkeğimiz hakan, kadınımız hatun oldu, ibadetimizi birlikte yaptık; kadını erkekten asla ayırmadık. Ama gelin görün ki bazı zihniyet kadın ve erkek birlikte ibadet eder mi düşüncesinde. Akıllarında başka şeyler var, ibadetleri düzgün olmazmış kendilerini veremezlermiş. Bunlar nefsini terbiye edememiş, ruhsal olgunluktan nasibini almamış insanlardır. Önce nefsinizi terbiye edeceksiniz. Siz nasıl olur da sizi doğuran, büyüten anayı, kadını ikinci sınıf vatandaş görürsünüz? Madem kadın bu kadar değersiz ise, niye kadınsız yapamıyorsunuz? Kadın ozanlardan Zehra Bacı bunlara çok güzel bir cevap vermiş;      

 

Ey erenler erler nasıl ersiniz

Söyleyin sizinle davamız vardır

Bacılara niçin nakıs dersiniz

Bizimde Hazret-i Havva’mız vardır

 

Kadınına değer vermeyen insanlara sormak lazım; kuranda kadın erkek ayrı ibadet eder var mı? Yok. Yine şunu sormak lazım; madem kadınla ibadet edilemez diyorsanız neden kabeyi birlikte tavaf ediyorsunuz?

Sözüm ona İslam tarihi âlimleri tarafından kabul edilen en güvenilir hadis kaynağı Sahihi Buharidir. Bu kaynağa göre sözüm ona peygamberimiz kadınlar hakkında ne söylemiş bakalım:

Kadınların, dinleri ve akılları eksiktir.

Kadınların arasında iyi kadın yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

99 kadından biri cennete, diğerleri cehenneme gider.

İşte bu uydurmalar, İslam diye önümüze getirilen Emevi uydurmaları Vahabi zihniyetidir. Demek ki Hatice anamız, Fatıma anamız gibiler hep cehennemlik, Mervan gibiler, Yezit gibiler cennetlik. Bunların amacı peygamberimizi ve İslam’ı gerçek boyutuyla anlayamayanlardır.

Tabii ki kadın Fatima anamızı örnek almalı, evine eşine bağlı olmalı, evinin sırlarını korumalı, içinde bulunduğu aileyi sahiplenmeli ve korumalıdır. Kendi nefis ve kibrini yenemeyen; “ana” gibi “ana”olamaz, gerçek kadın olamaz, insan da olamaz. Yüzü insan sıfatındadır. Fakat içi şeytandandır. Şeytani duygular taşıyan, kurnazlık yapan analık görüntüsü ve masumiyetini kullanarak, diğer insanları etkileme planları yaparak hiçbir yere ulaşamayacağını bilmeyen, gerçek kadının değer yargılarını zedelememelidir.

 

Değerli canlar!

Bizler Alevi İslam inancına, Hak Muhammed Ali yoluna gönül vermiş insanlar olarak bu zihniyeti yıkmamız gerekiyor. Bizim inancımız kadınını baş tacı yapar; dinsel ve toplumsal hayatta kadın eşinin hep yanındadır ve aynı statüye sahiptir. Hatice analar, Fatıma analar, Kadıncık analara erkek gibi hatta erkekten daha çok değer verilmişse bu yola gönül verdiysek, bizler de kadınlarımıza her alanda saygınlığını vermeliyiz. Bilmeliyiz ki kadınına değer veren, ona her alanda sahip çıkan saygınlığını veren toplumlar aydınlanma yolunda büyük başarı elde ederler. Pir Hacı Bektaş Veli, kadınına değer veren toplumların gelişeceğini 1200 yıllarda görmüş ve mesaj vermiştir. Pirimiz ne diyor;

‘‘Kadınlarınızı okutunuz. Çünkü bir erkeği okutursanız, bir ferdi aydınlatmış olursunuz; oysa bir kadını okutursanız, bir toplumu aydınlatmış olursunuz.’’

Kadınımızın değeri ortadadır. Kadınımıza değer verdikçe, onları yücelttikçe onlar toplumuna birer ışık olacaktır. Kadınlar ışıktır. Geliniz o ışıkları söndürmeyelim.

Cenabı Hakk, yapmış olduğumuz ibadetleri, gönüllerimizden ve dillerimizden dökülen duaları dergâhı ilahi aşkına kabul eylesin.

Gerçeğe Hü!

Alevi İslam İnanç Hiz. Başkanlığı