Tevhid, İman, Ehl-i Beyt sevgisi ve küfür Hakkında ki, sözleri

  • 09 Kasım 2017, Perşembe

İmam Cafer-i sadık Hazretleri sohbet’te iken yanına bir şahıs yaklaşır, İmam ona:

“Kimlerdensin?” diye sordu. O da: “sizi sevenlerdenim ve sizi takip edenlerdenim” dedi.

İmam Cafer-i Sadık buyurdu ki: Allah kendi dostluk ve velayetini kabul etmedikçe bir kulu sevmez ve Tanrı velilerini dost edinirse ona Cennet Ehli olmak Hakk olur.

Daha sonra dedi ki: “Bizi sevenlerin hangi kısmındansın?” adam, susup kaldı (İmam a.s. ın yarenlerinden olan) sedir: “Ey Allah’ın Elçisi’nin oğlu! Sizi sevenler kaç guruptur?” diye sordu. İmam Şöyle dedi; bizi sevenler üç guruptur. Birinci gurup bizi (sadece) açıkta sever, gizlide değil. Bir gurupta bizi gizlide sever açıkta değil. Diğer bir gurup ise, hem gizlide sever, hem de açıkta sever;

İşte bu gurup en üstün olanıdır. Bunlar tatlı ve bol kaynaktan susamışlıklarını gideren Kur-an’ın yorumunu ve açıklamasını bilen, doğruyu yanlıştan ayırt eden ve sebeplerin sebebini (yani Allah-ı) tanıyan kimselerdir. Bunlar insanların en üstün olanıdır.

    Fakirlik, yoksulluk ve çeşitli belalar, atın süratinden daha hızlı bir şekilde onlara yönelmektedir; onlar şiddet ve çilelere uğrar, Sarsılıp İşkence görür; bir kısmı öldürülüp bir kısmı yaralanır.

ALLAH onların hürmetine hastalara şifa verir, Fakirleri ihtiyaçsız kılar, size yardım eder, yeryüzüne Rahmet yağdırır ve sizi Rızıklandırır. Onların sayıları azdır; ama Allah katında değer ve Mertebe bakımından çok Yücedirler.

    İkinci gurup (üstteki sıralama da ilk gurup yani Ehl-i Beyti Açıkta sevenler) gurupların en aşağısıdır. Anlamı şu Açıkta sadece dilde severler, Açıkta (dilde) bizi severler, ama kendilerine padişah edindikleri İblislerin yolundan giderler (onların yaşayışları gibi yaşarlar.) Dilleri bizimledir fakat kılıçları bize karşıdır.

   İkinci sınıf ad-ettiğimiz gurup ise orta alan gurup olur bunlar, Gizlide bizi severler, fakat kendilerini korumak için sevgilerini Açığa vurmazlar. Canıma yenin olsun ki, eğer onlar, gizlide gerçekten bizleri seviyorlarsa gündüzleri oruç tutarlar, geceleri İbadet ederler ve çehrelerinde zahitlik eseri görünür.

Yine onlar barış sulh ve İtaat ehli olurlar.

O adam: “Ben sizleri hem gizlide hem de açıkta sevenlerdenim” dedi. İmam Cafer-i Sadık a.s. dedi ki: bizi gizlide ve açıkta sevenlerin bazı alametleri vardır. Onlar bu alametlerle tanınırlar”  Adam: “Bu alametler nelerdir?” dedi:

    Hz. İmam şöyle dedi “bunlar birkaç özelliktir; ilki (şudur):

Onlar tevhidi hakkıyla kavramışlardır. Tevhid İlmini Sağlamlaştırmışlardır. ALLAH ve sıfatlarına İman etmişlerdir ve daha sonra İma’nın Sınırını, hakikatini, şartlarını açıklamasını bilmişlerdir.

-Sedir: “Ey Peygamber’in oğlu! Şimdiye kadar İmanı böyle tanımladığınızı duymamıştım” dedi.

İmam dedi ki: “Evet ey sedir! İmanın kimde olduğunu bilmeden önce “İman Nedir” diye sormaya kimse’nin Hakkı yoktur” 

Sedir: “Ey Allah’ın Elçisinin oğlu! Eğer uygun bulursanız bu sözü açıklayın” dedi. İmam şöyle dedi:

Her kim Allah-ı kalbi sanılarla ve hayal ürünü şeylerle tanırsa O’na ona ortak koşmuş ve kim Allah’ı manayla (Zatı) Zatı değil de İsimle (İsme Tapmak) tanırsa eksikliğini kabul etmiştir.

Çükü İsimler Hadistir sonradan meydana çıkmıştır;

    (Allah’ın Mukaddes Künhü ise kadimdir. Devamlıdır)

Kim İsmi ile Manaya (birlikte) taparsa (İsmi) Allah’a ortak Koşmuştur. (yani hem İsimlerden İlah hem de manalardan İlah edinmiştir)

   Kim manaya, idrak vasıtasıyla değil de sıfat vasıtasıyla ulaşırsa, İmanını gayp olan bir şeye atfetmiştir.

Kim sıfat ve Mevsufa (vasfedilen) taparsa, Tevhidi batıl etmiştir.

Çünkü sıfat, mevsuftan ayrıdır. (ikilik tevhidle uyuşmaz)

 (Allah İsim ve sıfatlardan önce vardı) kim mevsufu sıfata izafe ederse (sıfatla mevsufu tanımak isterse), büyüğü küçültmüş ve Allah’ı layıkıyla tanımamıştır.”

   “Öyleyse Tevhide ulaşmanın yolu nedir?” diye sorduklarında

Şöyle dedi: Araştırma yolu açıktır ve bu çıkmazlardan kurtulmak da mümkündür. Hazırda olan bir şeyi tanımak sıfatını tanımaktan öncedir. Ama Gaybın sıfatını tanımak onun kendisini tanımaktan öncedir. (Allah hazır olduğu için ilk önce Allah-ı tanımak gerekir, Daha sonra sıfatlarını.)

Hazır birisinin şahsını sıfatlarından önce Nasıl tanıya-biliriz?” dediklerinde ise şöyle dedi:

İlim ve İdrak önce onun şahsına işaret eder ve daha sonra

(O’nun kudretinin bir eseri olan) kendini de onun vesilesiyle tanırsın. Kendini kendi vasıtan ve kendi vücudunla (Allah’ın Vücudundan müstakil olarak) tanıyamazsın.

   Bilmelisin ki, vücudunda olan her şey O’nun içindir ve ona bağlıdır. Nitekim Yusuf’un kardeşleri, Yusuf’a şöyle dediler:

Şüphesiz ki, sen Yusuf’sun. Yusuf’ta Evet Ben Yusuf’um ve bu da Benim kardeşimdir dedi.

Yusuf’un kardeşleri Yusuf’u onun kendi vasıtasıyla tanıdılar başkasının vasıtasıyla değil.

   Onlar Yusuf’un Yusuf olduğunu, kendi vehim ve hayalleri vesilesiyle tespit etmediler.

“Allah’ın Bahçeleri’nin bir ağacını dahi bitirmek sizin için mümkün değildir” diye buyurduğunu görmüyor-musunuz?.

   Yani kendi tarafınızdan bir İmam seçmeye ve kendi İradeniz ve

İsteğinizle onu Hak sahibi olarak adlandırmaya Hakkınız yoktur.

   Sonra şöyle devam etti: Kıyamet Günü Allah üç gurupla konuşmayacak, onlara Rahmet gözüyle bakmayacak ve onları

(Günahtan) temizlemeyecek ve onlar için elemli bir azap vardır.

1-   ALLAH’IN yetiştirmediği bir ağacı diken kimseler; yani ALLAH’IN Tayin etmediği bir kimseyi İmam olarak belirleyen kimseler.

2-ALLAH’IN seçtiği bir İmamı inkâr eden kimseler.

3- Ve bu iki gurubun İslam da bir payı olduğunu sanan kimseler.

ALLAH şöyle buyuruyor: Rabbin dilediğini yaratır ve seçer;

Seçmek diğerlerine ait bir Hakk değildir.

   Yüce tanrım bizleri Hakk Resullerinden ve Yüce Peygamberimizden, onun yüce Ehli-Beytinden Mürşidimizden Pirimizden ve Hakk Muhammed Ali yolundan Ahlakından ayırmasın İnşallah. Allah- Allah...