Dinlerin Evrenselliği ve Alevilik

Dinlerin Evrenselliği ve Alevilik

  • 15 Kasım 2016, Salı

1979 yılını 1980 yılına bağlayan zaman diliminde Fransada’ydım.Önce 24 aralık 1979 da Noel(Hz. İsa’nın)doğum günü kutlanmıştı.Daha sonra da yeni yıl kutlamaları yaşanmıştı.Sanırım Ocak 1980 yılının ilk haftasında o zaman ki Fransa’nın 3 kanallı televizyon kanalarından birinde Noel ibadetinin ve inancının bir değerlendirilmesi yapılıyordu.Önce halkla ve özellikle ergenlik yaşındaki çocuklarla yapılan bir anket gösterildi Bu Çocuklardan Noel inancını benimseyenlerin oranı %30’lar düzeyindeydi.Geri kalanlar,Noel baba tarafından çocuklara getirildiği söylenen hediyelerin çocukların ihtiyaçları saptanarak,Noel hediyesi görünümü altında ailelerince gizli olarak alındığı kanısını taşıyorlardı.

Daha sonra bir sosyolog(Pier Bourdieu)ve iki din adamından oluşan 3 kişilik bir tartışma grubu,anketleri de dikkate alarak,fikirlerini açıklamaya başladılar.Sosyolog oturumu yönetiyordu.Din adamlarından birisi Yahudi(Haham),ötekide Hristiyan(Papaz)’dı.Söz döndü,dolaştı inançların(dinlerin)evrenselliği ve insanların kardeşliği (Freternite)konusu geldi.

Yahudi Haham,Hz. Musa’ya inananların kesinkes kardeş olacaklarını savundu.Bu konuda kendi kutsal kitabından(Tevrat)örnekler sundu.Aynı şekilde Hristiyan papazda yine İncil’deki ayetler ve Hrıstiyan  ulularının sözlerinden yola çıkarak bütün Hristiyanların kardeş olduklarını belirtti.Yahudilerle kardeş olmak için Yahudi Hristiyanlarlada kardeş  olmak içinde hristiyan olmak  gerekiyordu.

Program yöneticisi olan sosyolog konuyu şöyle bağladı.Dedi ki;şimdi burada Müslümanlık dininin temsilcisi olan bir Müslüman din adamı(İmam)olsaydı o da bütün Müslümanların kardeş olduklarını kendi kanıtlarıyla açıklayacaktı.Ayrıca her dinin içindeki mezhep savaşları ve dinler arası, yüzyılları bulan savaşlar(Haçlı Seferleri)dinlerin ve mezheplerin birbirlerini ötekileştirdiklerini,hatta aralarında düşmanlık yarattıklarını EVRENSEL ve her türlü inanç ve inançsızlık gruplarını ötekileştirmeyen ,düşmanlık oluşturmayan bir kardeşlik anlayışına ihtiyaç olduğunu söyleyerek programı kapattı.

Hemen Alevilerin inanç ve din anlayışları aklıma gelmişti.Yunus Emre’nin söylemiyle Aleviler yaradan dan ötürü yaratılmışları(canlı,cansız)seviyordu. En azından teorik ve teolojik olarak,insanı merkez alıyor,yaradanını insanın gönlünde buluyordu.İnsan gönlü Hakkın mekanı ve insanlığın kabesi olmalıydı.Bu insan odaklı inanç anlayışı laikti,çünkü tüm inançlarla ve dinlerle birlikte yaşamaya uygundu.Din ve vicdan özgürlüğüne saygılıydı,çünkü inançlı inançsız , hiçbir kategoriyi ötekileştirmiyordu.Günümüzde demokrasi ve insan haklarına saygılıydı.Çünkü dini,ırksal hiçbir etnisiteyi dışlamıyordu.Alevi de,farklı inançlara sahip oranlardan aynı şeyleri bekliyordu.İnsan soyunun kardeşliği ancak böyle sağlanabilirdi.

Okuyucuları daha fazla meşgul etmemek için konunun bir başka yönüne değinerek sözlerimi sonlandırmak istiyorum.

Genelde bilim insanları,karşıladıkları görevleri gereği,her toplumda dinin mevcut olduğunu ve dinlerin evrensel yapan faktörleri şöyle açıklıyorlardı.

1)Dinler ırkları değil,insanları muhatap alır.O dini benimseyen herkes,hangi ırktan ya da etnik gruptan olursa olsun o dine kabul edilir.Üç büyük dinden olan Yahudilik,bunun istisnasıdır.Musa dininin verilerine göre Yahudiler ,Tanrı katında ayrıcalıklıdır.Bu tutum Müslümanlıkta Alemlerin Rabbi olan inançla fazla bağdaşmaz.

2)Dinleri evrenselliğe taşıyan ikinci boyut o dine inananların çeşitli ırklar içinde ki ve kıtalardaki yaygınlığıdır.Üç büyük dinden,Hristiyanlığın ve Müslümanlığın her kıtada milyonları aşan taraftarları ile bu anlamda Evrensel sayılırlar.

3)Evrenselliğin üçüncü boyutu insanlara,topluma ve yönetenlere ulaştırmak istediği ahlaki mesaj boyutudur.Bu boyuttaki,kısıtlama ve sınırlamalar,çeşitli mezhepler tarikatlar ve önemli teologlar tarafından,genişletilerek yeniden yorumlanmıştır ve yorumlanmaya devam edilecektir.

4)Dinlerin evrenselliği açısından belki de en önemli boyut, din öğretilerinin çağımızın, evrensel,laik din ve vicdan özgürlüğü ve demokratik değerle örtüşebilen çağdaş insanİ boyutudur.Özellikle bu son boyut açısından alevi inancının özel bir önem taşıdığını düşünüyorum. Nedenlerini yazımın başında açıklamıştım.Değerlendirme ve takdir okuyucularındır.

Prof. Dr. Halil Çivi